info @ istanbulgazetesi.com

KUM TANELERİ ELİMİZDEYKEN"
Geçenlerde çok güzel bir şiir okumuştum, Nobel ödüllü Şilili şair; Pablo Neruda'dan..
O şiirde beni çok etkileyen birkaç dize vardı ve ben de sizinle paylaşmak; sizinle hayata farklı pencerelerden bakabileceğimiz bir yolculuğa çıkmak istedim. Yavaş yavaş ölürler diyordu,Neruda; seyahat etmeyenler, okumayanlar, müzik dinlemeyenler, vicdanlarında hoşgörüyü barındırmayanlar için..Bir an düşündüm, gerçekten de öyleydi. Zaman bir kum tanesi gibi akarken avuçlarımızın içinden; biz hâlâ aynı pencereden mi bakmaya devam ediyorduk?
Yalnızca yemek yemek için mi gelmiştik bu dünyaya ya da sorumluluklarımızı yerine getirip; gidecek miydik? Dünyada o kadar görülecek güzellik varken, gözlerimizi kapatmamız mı gerekirdi, okunacak o kadar kitap varken; öğrenecek bilgiler varken biz yine bildiklerimizi işleyip; hiç mi ufkumuzun genişlemesine izin vermeyecektik? Kusurlara mı, hatalara mı odaklanmamız gerekirdi, bir de kin mi tutmalıydık; alttanda mı almayacaktık; güleryüzle hoşgörümüz de mi olmamalıydı..? Ve diyordu Pablo Neruda; Yavaş yavaş ölürler, alışkanlıklarına esir olanlar, her gün aynı yolları yürüyenler, ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler, elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyenler, bir yabancı ile konuşmayanlar.." Sahi aynı yollar, aynı tavırlar, aynı insanlar, aynı müzikler, aynı elbiseler, hep aynılar; biraz bayağı değil miydi? Ömür geçerken, yapabileceğimiz tek şey; oturmak ve aynı planlanan yüzlerce günü yaşamak mıydı olması gereken? Fotokopi makinesinden çıkmış günlerden biri gibi mi olmalıydı dünümüz, bugünümüz ve yarınımız? Lütfen biraz geri çekilin ve şu büyük resme odaklanın. Farkında mısınız, zaman çok hızlı; tutulabilir gibi değil ya da bizi bekleyecek gibi.. Ve biz her nefesi tekrardan alışımızda; bir öncekiyle yaptıklarımızı mı tekrardan yapacağız, hiç mi hayat resminde diğer farklı kalemlerle bir çizik atmayacağız bembeyaz kağıda? Yaşam bahçemize hiç mi baharlar uğratmayacağız; dikeceğimiz yeniliklere gebe tohumlarla.. Uzun lafın kısası;henüz hâlâ hiçbir şey için geç değil, kum taneleri de elimizdeyken gelin bu hayatı dolu dolu ve anlamını bilerek yaşayalım. Kafamızı hep aynı pencerelerden değil farklı pencerelerden de uzatalım.. Rüyalarımızı gerçekleştirmek için gerekirse risk de alalım, bedbahtlığa uğrarsak yeri gelince gözlerimizi başka yöne çevirip de bakalım.
Ama yeter ki, hayatı yaşamak için değil de; gerçekten yaşayalım..