info @ istanbulgazetesi.com

 Modern insanın özgürlük anlayışı, kendisini belirleyen dışsal faktörlerden azade olması temelinde şekillenir. Buna negatif özgürlük anlayışı diyorlar. Ne kadar az engellenirse o kadar özgür olduğunu sanma pratiği. Bu pratik, bu nedenle, özünde seçme özgürlüğüne ve bir seçenekler çeşitliliğine dayanır. İnsanın yapıp etmelerinin önünde engeller olmaması. Bırakınız yapsınlar ve bırakınız geçsinler. Bu tür bir özgürlükle davranan insan, doğanın bir kaprisi olmalı.

 Doğa ve Hakikat tarafından en ince hesapları bozulduğu için Ruh masörlerine iltifat eden, spiritüel açlık çeken bir kukla. İpleri tutkularının elinde olan, hayatı hayal kırıklıklarından ibaret biri. Onu kendi yapan aile bağlarından, toplumsal aidiyetlerden, bir devletin yurttaşı olma sorumluluğundan azade olmak şeklinde tezahür eden bir kopuşlar silsilesi. Eğer kendine ilişkin bir öz bilinci olsaydı, sandığı gibi ve kadar özgür olamayacağını fark ederdi.

 Körlük ve kibirle cezalandırılan modern insan bu. Pek çok şeyin cereyan ettiği evrende çok az şeyin etkilerini ancak fark edebilen kopuk. Çok şey bilir, her şeyi bilir, hayat ormanı hakkında binlerce şey bilir, bilmediği tek bir şey vardır: İçinden nasıl çıkılacağı. Sahici olmaktan uzak, hem aydınlanmış bir palyaço hem bir Faust. Özgür iradesinin yol verdiği tatminsizlik içinde, fakülteden fakülteye koşan bir bilme dürtüsüyle ruhunu şeytana teslim eden modern insan. Gözlerimizin önündeki özgür insan; malumat biriktirirken ruhu parmakları arasından kaçıp giden insan. Ucuz cesaretlerin, zarif ihanetlerin insanı bu.

 Modern insanın özgürlük iddiası irade üzerinde temellenir. Serbest irade. Kimi zaman bir seçme özgürlüğü, kimi zaman bir yaratma kudreti olarak nükseden, kimi zaman da kendini bir ideolojiye göre düzenleme girişimi olarak tezahür eden aydınlanmış bir kuklanın iradesi bu. Oysaki irade insan davranışlarının tek nedeni olamaz. Daha doğru ve cesur bir ifadeyle, irade bir neden olamaz. İrade, özgür neden hiç olamaz. Özgürlük, iradenin özelliği değil. Çünkü irade, her zaman dışsal bir neden tarafından belirlenir. Buna göre, özgür olduğunu iddia eden birinin iddiası, zorunluluklara ilişkin bilinç kaybına dayanır. İnsan zorunluluklara göre hareket eder. Ve zorunluluk var olan her şeyin biricik tarzıdır. Reason teriminin hem sebep hem akıl hem de Tanrı karşılığı olması ne kadar da manidar. “Sebebimsin” derken mesela. Bir tek Tanrı kendi kendisinin nedenidir. Demek ki, insan kendi kendisinin nedeni olamaz. Demek ki, bu bakımdan sadece Tanrı özgürdür. Serbest irade de zaten seceresi oldukça gerilere giden theolojik bir kavramdır. Şimdi serbest irade dediklerinin orijini aslında Kadiri Mutlaktır. Yeni tür theoloji artık hümanizmdir. İşte yukarıda sözü edilen türden özgürlük, benim karaktersizliğimdir.

 Özgürlük insan için iki bakımdan içerik kazanır: Ontolojik ve Politik.

 Özgürlüğün ontolojik içeriği öz’den kaynaklanır: Özgürlük, öz’ünü gürleştirmektir. İnsanın özü nedir? Sonsuz var olma ve eyleme gücü, insanın özüdür. Bu anlamda özgürlük, insanın üretme kapasitelerini kuvveden fiile geçirme gücüdür. İş yapma ve eser üretme insanın özüdür. Demek ki, özgür olmak için çok çalışmalıyız. Aklın kılavuzluğunda bilgi ile çalışmak bu. O halde, özgürlük iradenin değil, insanın ayırt edici özü olan aklın öz’elliğidir. Akıl ile çalışmak ve üretmek insanın hem özü hem de yegâne gerçekliğidir. İnsan, çalışmak ve eserler vermek zorundadır. Zorunluluk özgürlüğün mekânıdır. Zorunluluğu kabul etme ve zorunluluklara göre davranma özgür insanın davranış tarzıdır. Zorunlu öz; varlığı sürdürmek için harcanan çaba ve güçtür. Tüm bunlardan sonra, özgürlüğü keyfine göre davranmak sananlar gaflettedirler.

 Özgürlüğün politik içeriği; ben ile biz arasında kurulan hassas dengededir. Benim bir şahsiyetim var bu şahsiyet olmanın talep ettiği zorunluluklar var. Kendi aklımı kullanmak gibi. Kendisine biz dediğim bir toplumun içinde yaşıyorum ve toplumun benden talep ettiği zorunluluklar var. Toplumun adetleri ve davranış katalogları gibi. Bu karşılıklı zorunlulukların ahenge kavuştuğu bağlamın adı özgürlüktür. Bu anlamda özgürlük, zorunluluklar hakkındaki bilgimizde mayalanır. Sadece bu zorunluluklara uyan özgürdür, çünkü sadece hem kendi kendine itaat eder hem kendi kendine yeter.

 Özgür insan, tutkularına köle olmaktan, akla dayalı zorunlulukların ışığında ve rehberliğinde, özgür süreçlere çıkarken ya da kuvveden fiile geçmek için, kendi yasasını yapar, kendi yaptığı yasaya uyar ve kendi kendini yönetir. Zorunlulukların bilincine dayanan özgürlük, öz-belirlenimdir. Tinin özü budur. Hukukun temeli budur. Ancak böylelikle insan; dünyayla uzlaşır ve kendini sınırlar, kendini belli ideallere hasreder.
Bu özgürlük öğretisi, daima, akılsız iradenin iplerini tuttuğu tutkular dünyasına karşı mücadele etmeye yönelik bir ahlakla bir arada bulunur. Ve bu anlamda özgürlük benim karakterimdir.