Payitaht Abdülhamid dizisinin Tahsin Paşası, oyuncu- yazar Bahadır Yenişehirlioğlu, yeni kitabı Hanne’yi konu alan söyleşiyle Esenlerli gençlerle bir araya geldi. Hanne ile gerçek bir hayat hikâyesini okurla paylaşan Yenişehirlioğlu, eserlerinde kendini tekrar etmemeye özen gösterdiğini belirterek derinlikli bir edebi metin ortaya koyma çabası içinde olduğunu söyledi.

BUGÜNÜN İNSANININ HİKÂYESİ

Bugüne dek Avrupa’nın pek çok ülkesinde konferanslara katıldığını belirten Yenişehirlioğlu, “Konferanslarımda gurbetçi arkadaşlarla sohbetlerimiz oluyor. O sohbetler esnasında bir gurbetçi kardeşimiz kendi hikâyesini anlattı. Bu hikâye çok çarpıcıydı. Kendisine bu konuyu roman yapmak istediğimi söyledim. Hanne, Almanya’dan göçmüş bir Türk ailesinin hikâyesidir. Aile içi şiddete maruz kalan Hanne’yi Alman hükümeti alır. Alman yurduna yerleştirilen Hanne, daha sonra bir Alman aileye evlatlık olarak verilir. Bu aile Hanne’yi iyi bir şekilde büyütür. Sonra Almanya’da felsefe profesörü olur. Varlıklı bir ailenin oğluyla evlenir. Bir gün üniversitede Alman öğrencilerden biri Hanne’nin Türk kökenli olduğunu bildiği için onaMevlana’yı sorar ve tüm hikâye burada başlar. Çünkü Avrupa’nın bütün düşünürlerini çok iyi bilen Hanne, Mevlana’dan haberdar olmamıştır. Kimlik serüveni içine giren Hanne, bir anlamda bugünün insanının hikâyesidir” şeklinde konuştu.

KENDİ İÇİMİZE YOLCULUK YAPALIM

Hanne’nin Avrupa’da en çok satılan Türk romanı olduğunu söyleyen Yenişehirlioğlu şunları kaydetti:

“Hanne, kendini onarmaya çalışan bir kadın. Günümüzün de en büyük sorunu insanların kendi olamamasıdır. Sürekli birilerine öykünmek ve yine birileri tarafından beğenilmek ve alkışlanmak istiyoruz. Bunun için gerçek kimliğimiz yerine kendimize maskeler takıyoruz. Bu çok yaralayıcı. İnsanoğlu dış dünyaya yolculuk yapmadan önce kendi içine yolculuk yapmalı. İlk önce kendini keşfetmeli ve kendini tanımlamalı. İnsan kendini tanımak ve bulmakla mükelleftir.”

HER KİTABIN KADERİ FARKLIDIR

Popüler kültüre uygun eserler vermediğini ifade eden Yenişehirlioğlu, “Kitaplarımı bundan 50-100 yıl sonra okunacak türde kaleme alıyorum. Çünkü eserlerim insana hizmet etmeli. Kitap, okura şifa vermeli. Bazı kitapların farklı kaderleri var. Hanne’nin kaderi ise kısa sürede çok fazla okura ulaşmak oldu” diye konuştu.