Ona Yakışır
Noksan diye boyuna, üzülme cemaline
Ayakaltında gezen endazesi, beş karış
Giyinir pembe kaftan, sırıtır ekranlarda
Sanal âlemde gezmek en çok ona yakışır.
Yalan, o kadar güzel yapışır ki diline
Kırkikindi geçse, gölge düşmez feline
Sözü sureti haktan, gözükür mevaline
Dansözlere yoldaşlık en çok ona yakışır
Doğruya dudak büker, lütuf çeker eğriye
Zayıfa gerdan kırar, paspas olur güçlüye
Gülü dilinde gezer, sözüne diken gizler
Bel kırarak konuşmak, en çok ona yakışır
Aklı var, mizanı yok; hırsıyla başı dertte
Heybesi dolmuş taşmış, zihninde hale akçe
İzaha mizah lazım, bir gün açılır perde
Dümbüllünün kavuğu, en çok ona yakışır
Gündüzler firkat ile geceler vuslat ile
Edep kahrından düşkün, hayâ sığıntı güle
El, elin arifidir derler, ar bilmezler ne bile
İz sürerek sırnaşmak en çok ona yakışır
Harama bağımlı dimağ, helali bilmez mide
Vicdanı körelmiş, sağır; kırk nasihat nafile
Ne elinde, zil belinde, ne dilinde hayır var
Manukya’nın sırdaşlığı, en çok ona yakışır
Pirim; o bir mınzır, ne söylersen sen söyle
Toprağı kirli hamur, huyundan geçmez öyle
Onun kutsalı para, kula esir düşmüş fukara
Manastıra zangoç olmak, en çok ona yakışır
Turan ÇEVİK



