turancevik @ gmail.com

Ona Yakışır

 

 

Noksan diye boyuna, üzülme cemaline

Ayakaltında gezen endazesi, beş karış

Giyinir pembe kaftan, sırıtır ekranlarda

Sanal âlemde gezmek en çok ona yakışır.

 

Yalan, o kadar güzel yapışır ki diline

Kırkikindi geçse, gölge düşmez feline

Sözü sureti haktan, gözükür mevaline

Dansözlere yoldaşlık en çok ona yakışır

 

Doğruya dudak büker, lütuf çeker eğriye

Zayıfa gerdan kırar, paspas olur güçlüye

Gülü dilinde gezer, sözüne diken gizler

Bel kırarak konuşmak, en çok ona yakışır

 

Aklı var, mizanı yok; hırsıyla başı dertte

Heybesi dolmuş taşmış, zihninde hale akçe

İzaha mizah lazım, bir gün açılır perde

Dümbüllünün kavuğu, en çok ona yakışır

 

Gündüzler firkat ile geceler vuslat ile

Edep kahrından düşkün, hayâ sığıntı güle

El, elin arifidir derler, ar bilmezler ne bile

İz sürerek sırnaşmak en çok ona yakışır

 

 

 

Harama bağımlı dimağ, helali bilmez mide

Vicdanı körelmiş, sağır; kırk nasihat nafile

Ne elinde, zil belinde, ne dilinde hayır var

Manukya’nın sırdaşlığı, en çok ona yakışır

 

Pirim; o bir mınzır, ne söylersen sen söyle

Toprağı kirli hamur, huyundan geçmez öyle

Onun kutsalı para, kula esir düşmüş fukara

Manastıra zangoç olmak, en çok ona yakışır

 

​​​​​Turan ÇEVİK